Detaylı Arama

İptal
Bulunan: 216 Adet 0.001 sn
- Eklemek veya çıkarmak istediğiniz kriterleriniz için 'Dahil' / 'Hariç' seçeneğini kullanabilirsiniz. Sorgu satırları birbirine 'VE' bağlacı ile bağlıdır.
- İptal tuşuna basarak normal aramaya dönebilirsiniz.
Filtreler
Filtreler
Bulunan: 216 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [5]
Tam Metin [1]
Eser Sahibi [20]
Yayın Türü [3]
Yayın Tarihi [9]
Yayıncı [5]
Kayıt Giriş Tarihi [20]
Tez Danışmanı [1]
Dergi Sayısı [8]
Yayın Dili [2]
Konu Başlıkları [20]
Dergi Adı [1]
Editör/Editörler [3]
İrritabl Bağırsak Sendromlu Bireylerin Beslenme ve Yaşam Kaliteleri: Niteliksel Araştırma Örneği

Makale | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.381 - 386

Amaç: Bu çalışmada, irritabl bağırsak sendromu olan bireylerin mevcut sağlık durumlarına yönelik beslenme ve yaşam kalitelerinin niteliksel olarak araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 13 Mayıs-16 Eylül 2019 tarihleri arasında 20 irritabl bağırsak sendromu olan birey ile yürütülmüştür. Bireyler ile yüz-yüze derinlemesine gerçekleştirilen görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerde bireylerin beslenme ve yaşam kalitelerine yönelik açık uçlu sorular sorulmuştur. Niteliksel verilerin analiz edilmesinde yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya ka . . .tılan bireylerin cevaplarından elde edilen veriler dört ana tema altında kategorize edilmiştir. Bu temalar sırasıyla 1. Tedavi alternatifleri ile ilgili düşünce ve deneyimler, 2. Beslenme alışkanlıkları ve iştah durumuna etkisi, 3. Verilen diyet ile ilgili duygu, düşünce ve deneyimler, 4. Hastalığın günlük yaşama etkisi başlıklarından oluşmuştur. Bireylerden bazıları doktor/diyetisyen önerileri dışında alternatif tedavi yöntemi arayışına girdiklerini belirtmişlerdir. Bireyler İBS semptomları nedeni ile beslenme alışkanlıklarında ve iştah durumlarında değişiklik olduğunu bildirmişlerdir. Sonuç: İrritabl bağırsak sendromlu bireylerde tıbbi beslenme tedavisine yönelik farkındalığın artırılmasının bireylerin yaşam kalitelerinin artmasına katkı sağlayabileceği saptanmıştır. Hastalığın kramp, ağrı, şişkinlik, gaz, ishal veya kabızlık gibi günlük yaşamdaki olumsuz etkilerinin azaltılması, sağlık profesyonellerinin irritabl bağırsak sendromu tedavi eğitiminde hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir Daha fazlası Daha az

Çocukluk Döneminde Meningokoksemiye Güncel Yaklaşım ve Hemşirelik Bakımı

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi1 ( 8 ) , pp.229 - 235

Meningokok hastalıkları nadir olmakla birlikte çocukluk çağında özellikle beş yaş altında sık görülen, çocuk sağlığını büyük oranda riske atarak çok ağır seyredebilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Çocuklarda ciddi oranda mortalite ve morbiditeye neden olan meningokoksemide erken tanı ve tedavi hayat kurtarıcıdır. Acil servislerde ve yoğun bakımlarda çalışan hemşirelerin hastayı değerlendirmesi, izlemesi, tedavisi ve bakımındaki rolü hastalığın seyri açısından önemlidir. Literatürde meningokoksemili hastanın hemşirelik bakımı ve girişimlerine yönelik sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu makalede güncel kaynaklar doğrultusunda . . ., meningokoksemili hastanın hemşirelik bakımı gözden geçirilerek hemşirelik literatürüne katkı sağlaması ve alanda çalışan hemşirelere rehberlik etmesi amaçlanmıştır Daha fazlası Daha az

İlaç Uygulamalarının Değerlendirilmesi: Hemşirelik Alışkanlıkları

Makale | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.251 - 256

Amaç: Bu çalışma hemşirelerin ilaç uygulama alışkanlıklarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif bir çalışmadır. Evreni, 2017-2020 yılları arasında bir grup hastanesinde ilaç uygulama sürecine katılan 10.198 hemşire oluşturmuştur. Hastanelerin her birinden örnekleme kaç hemşire alınacağı tabakalı rastgele örneklem yöntemi kullanılarak 395 olarak hesaplanmıştır. Kurumda her yıl hemşirelerin ilaç uygulama alışkanlıkları takip etmek ve iyileştirilmesi gereken konular belirlemek için gözlemler yapılmaktadır. Araştırmanın verileri bu gözlem formlarının incelenmesi ile elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmada 395 hem . . .şirenin gözlem verileri incelenmiş ve hemşirelerin gözlem kriterlerini doğru uygulama oranı %88 bulunmuştur. “İlaç etkileşiminin kontrolü (%52)” en düşük olan başlık, “Yapılan ilacın isteminin olması (%99) ise en yüksek olan başlık olarak tespit edilmiştir. Yapılan gözlemlerde hemşirelerin %78.7’sinin ilaç uygulamadan önce kimlik kontrolü yaptığı, hemşirelerin mesleki deneyimi arttıkça kimlik doğrulama yapma oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmada hemşirelerin çoğunluğunun ilaç uygulama süreci ile ilgili belirlenen kriterleri doğru uyguladığı görülmüştür. Çalışanların ilaç uygulama sürecindeki eksikliklerle ilgili farkındalıklarının arttırılması ve doğru uygulamaların kurum kültürü olarak yerleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle periyodik olarak yapılan gözlemlerin devam etmesi ve süreçteki eksiklerle ilgili gerekli eğitimlerin planlanması faydalı olacaktır Daha fazlası Daha az

Salgın Sürecinde Çocuk Acil Servise Zehirlenme ile Başvuran Çocukların Özelliklerinin Değerlendirilmesi: Retrospektif Bir Çalışma

Makale | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.421 - 427

Amaç: Bu araştırma, COVID-19 salgınının başlangıcından itibaren geçen bir yıllık süre içerisinde İstanbul’da bulunan bir hastanenin çocuk acil servisine zehirlenme ile başvuran çocukların özelliklerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Retrospektif türdeki bu araştırmanın örneklemi bir yıl içerisinde zehirlenme ile çocuk acil servise başvuran 326 çocuktan oluştu. Araştırma verileri ‘Veri Toplama Formu’ aracılığıyla, bilgisayar ortamında kayıtlı hasta dosyalarından elde edildi. Veriler tanımlayıcı istatistikler (yüzde, ortalama, standart sapma) ve Pearson Ki-Kare testi, Fisher’s Exact test, Yates Ki-Kare (Con . . .tinuity Correction) testleri ile değerlendirildi. Bulgular: Zehirlenen çocukların %53,7’sinin kız, yaş ortalamasının 4,99±4,86 yıl olduğu bulundu. Çocukların en fazla ilaç (%58) ve deterjan (%23,9) ile zehirlendiği belirlendi. Çocukların çoğunluğunun (%87,7) kazayla zehirlendiği ve çoğunluğuna (%89,9) semptomatik tedavi uygulandığı saptandı. Başvuruların %58’inin salgının ikinci altı ayında yapıldığı bulundu. Salgının ilk altı ayında 2-4 yaş ve 5-12 yaş aralığındaki çocukların, salgının ikinci altı ayında ise 0-1 yaş aralığındaki çocukların acil servise başvuru oranlarının daha fazla olduğu saptandı ( Daha fazlası Daha az

Deprem Sonrası Salgın Oluşturma Potansiyeline Sahip Enfeksiyon Hastalıklarının Belirlenmesi

AYŞE AKBIYIK | MUSTAFA AGAH TEKİNDAL

Makale | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi8 ( 2 ) , pp.489 - 499

Amaç: Çalışmada deprem sonrası salgın oluşturma potansiyeline sahip enfeksiyon hastalıklarının belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Sistematik bir değerlendirme olan bu araştırmada veri kaynağı olarak, 28 Şubat 2023 ve öncesinde, deprem sonrasında enfeksiyon hastalıklarının insidansını belirleyen 20 adet araştırma kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler birim sayısı, yüzde, ortalama ± standart sapma değerleri olarak verildi. Bağımlı iki gruplu değişkenlerin karşılaştırmaları Wilcoxon testi ile yapıldı. p

Çalışma Yaşamında Dezavantajlı Gruplar ve Eşitsizlikler

AYŞE AKBIYIK | MUSTAFA AGAH TEKİNDAL

Derleme | 2022 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi3 ( 7 ) , pp.611 - 618

Çalışma yaşamında sağlık; bireysel özellikler, çevre, çalışma koşulları ve örgütlenmeye ilişkin özelliklere göre farklılık göstermektedir. Bu derlemede çalışma yaşamındaki dezavantajlı grupların ve karşı karşıya oldukları risklerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Eşitsizlikler sağlık düzeyi göstergelerini etkilediği gibi, sağlık düzeyi göstergeleri de eşitsizliklerin oluşumuyla ilişkilidir. Çalışma yaşamındaki dezavantajlı gruplar; kadınlar, engelliler, çocuklar, yaşlılar, göçmen işçiler, eski hükümlüler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dezavantajlı gruplar neoliberal politikaların da etkisiyle iş bulma, çalışma ve işten ayrılma sü . . .recinde ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bu durum da dezavantajlı grupta yer alan çalışanların sağlık durumlarını ve yaşam kalitelerini olumsuz etkilemektedir. Çalışan merkezli bir iş sağlığı güvenliği politikasında, çalışanların sağlık ve sosyal yönden güvence altına alınması devletin sorumluluğunda olup, iş sağlığı güvenliğine ilişkin hizmetler kamu eliyle ve sosyal devlet prensiplerine uygun yürütüldüğünde çalışanların sağlığının daha iyi olduğu görülmektedir. Nüfusun önemli bir kısmını oluşturan dezavantajlı gruplara ilişkin özel politikaların oluşturulması, çalışanların işe alınması kadar işe alındıktan sonra her türlü ayrımcılığa karşı korunması önemlidir Daha fazlası Daha az

Depremlerden Sonra Sık Görülen Ortopedik Yaralanmalar ve Fizyoterapi ve Rehabilitasyon İhtiyaçları

MÜGE KIRMIZI | HİLAL UZUNLAR | SEVTAP GÜNAY UÇURUM

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi3 ( 8 ) , pp.607 - 612

Depremler geçmişte milyonlarca insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmuştur. Depremlerden sonra tedavi gerektiren çoğu yaralanma ortopedik kaynaklıdır. En sık meydana gelen ortopedik yaralanmalar, çoğunlukla ezilme ve kesiklerden oluşan yumuşak doku yaralanmaları ve kırıklardır. Deprem sonrasında fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetinin erken dönemde sağlanması, depremzedelerin fonksiyonel düzeyinin iyileştirilmesi ve sağlık sistemi üzerinde uzun dönemde oluşacak yükün azaltılmasında önemlidir. Fizyoterapistler, kırık rehabilitasyonu, amputasyon rehabilitasyonu, spinal kord yaralanmasında rehabilitasyon, bası yaralarının önlenmes . . .i, tromboembolizmin önlenmesi, uzun süreli immobilizasyonun olumsuz etkilerinin önlenmesi, pozisyonlama teknikleri, ameliyat öncesinde, sırasında ve sonrasında danışmanlık gibi birçok aşamada etkin rol alır. Depremzedelerin rehabilitasyonunda hangi protokollerin en etkili olduğuna ilişkin fikir birliği olmamakla birlikte önerilen birçok yaklaşım bulunmaktadır. Rehabilitasyon sürecinin desteklenmesi, bilgi paylaşımının kolaylaştırılması ve daha uzak merkezlerdeki depremzedelere ulaşmak için tele-rehabilitasyon uygulamaları da önerilmektedir. Ayrıca fizyoterapistlere ve fizyoterapist adaylarına travma ve afet yönetimine ilişkin eğitim verilmesi de deprem sonrası sürecin yönetilmesinde yararlı olabilir Daha fazlası Daha az

Afetlerde Geriatrik Yaklaşım

YASEMİN TOKEM

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp. 653 - 659

Türkiye çeşitli doğal afetler bakımından riskli bir coğrafyada bulunmakla birlikte, en sık yaşanan afetlerin başında deprem, sel, yangın, fırtına, kuraklık gelmektedir. Ülkemiz dünyadaki en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmakta olduğundan, depremler ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Afet durumlarından en çok etkilenen kesim yaşlıların da içerisinde bulunduğu savunmasız gruplardır. Yaşlı nüfusu dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün artmaktadır. Nüfusun yaşlanması afet durumlarında geriatrik yaklaşımın ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Bu derlemenin amacı; afet durumlarında yaşlıları etkileyen . . .durumları ortaya koymak, afet öncesinde ve sonrasında yaşlılara sunulacak hizmetlerin planlama ve uygulama aşamalarında hemşirenin sorumluluklarına dikkat çekmektir. Daha fazlası Daha az

Afetlerde Veteriner Hizmetleri

MÜMİN ALPER ERDOĞAN

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.613 - 622

Afetler, insanların yaşamlarını, sağlıklarını ve refahlarını doğrudan etkileyen olaylardır ve aynı zamanda hayvanların da bu olaylardan olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Bu nedenle, afetlerde veteriner hizmetleri hayvanların refahını ve hayatta kalma şanslarını artırmak amacıyla hayvanların acil durumlarda ihtiyaç duydukları tıbbi, beslenme ve barınma hizmetlerinin sağlanmasını amaçlar. Veteriner hizmetleri, afetlerde hayvanların kurtarılması, tedavisi ve bakımı için çok önemlidir. Bu hizmetler, afetlerde hayvanların güvenli bir şekilde tahliye edilmesini, sağlık sorunlarının teşhis ve tedavisini, acil beslenme ihtiyaçlarının karşı . . .lanmasını ve uygun barınakların sağlanmasını içerir. Veteriner hekimler, afet öncesi hazırlık çalışmalarında, afet sırasında ve sonrasında hayvanların sağlık sorunlarına müdahale etmek için hazırlıklı olmalıdır. Bu nedenle, afet yönetim planlamalarında veteriner hizmetleri de yer almalıdır. Ancak, afetlerde hayvanların korunmasına yönelik kurumların yetersizliği ve hayvanlarla ilgili kurumların afet konusuna yeterince eğilmemesi gibi nedenlerle bu konuda çalışmalar yeterli düzeyde değildir. Bu nedenle, afet yönetim planlamaları yapılırken bütün hayvanların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı ve ekonomik yönün yanı sıra insanların sosyal, duygusal ve psikolojik etkileri de ele alınmalıdır. Afetlerde veteriner hizmetleri, evcil hayvanlar, çiftlik hayvanları ve yabani hayvanlar için gereklidir. Afetlerde kaybolan veya yaralanan hayvanlar, veteriner hizmetlerine ihtiyaç duyarlar ve veteriner hekimlerin müdahalesi olmadan hayatta kalamazlar. Afetlerde hayvanların kaybedilmesi hem insanlarda hem de hayvanlarda olumsuz etkilere neden olur. Bu nedenle, veteriner hizmetleri hayvanların refahını korumak ve insanların duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak için gereklidir. Sonuç olarak, afetlerde veteriner hizmetleri hayvanların sağlığını ve refahını korumak için hayati öneme sahiptir. Bu hizmetlerin, afet yönetim planlamalarında da yer alması gerekmektedir. Bu sayede, afetlerde hayvanların acil ihtiyaçlarının karşılanması ve hayatta kalma şanslarının artırılması mümkün olacaktır Daha fazlası Daha az

COVID-19 Sırasında Yaşanan Travma ile Başa Çıkabilme Algısı ve İlişkili Bazı Değişkenler

MÜMİN ALPER ERDOĞAN

Makale | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi1 ( 8 ) , pp.87 - 94

Amaç: Bu çalışmanın amacı, COVID-19 sırasında yaşanan travma ile başa çıkabilme algısı ve ilişkili bazı değişkenlerin incelenmesiydi. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir araştırmaydı. Veriler, Google Formlarda oluşturulan bir anket aracılığıyla Aralık 2020-Mart 2021 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evreni sosyal medya aracılığı ile ulaşılabilmesi mümkün olan 18 yaş ve üstü tüm bireyler şeklinde tanımlandı. Çalışmaya toplamda 986 kişi dahil edildi. Çalışmada COVID-19 Korkusu Ölçeği, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği, Travma ile Başa Çıkabilme Algısı Ölçeği (TBÇA) ve sosyo-demografik bir bilgi formu kul . . .lanıldı. Veriler SPSS 22.0 programında tek yönlü varyans analizi, post-hoc testleri, bağımsız örneklem t-testi ve korelasyonlar kullanılarak analiz edildi. Anlamlılık düzeyi Daha fazlası Daha az

Depreme Bağlı Toraks Travmalarında Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yaklaşımları

MELİSSA KÖPRÜLÜOĞLU | ELVAN FELEKOĞLU | İLKNUR NAZ GÜRŞAN

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.623 - 628

İnsan yaşamını etkileyen en önemli doğal afetlerden olan depremlere bağlı toraks travmaları yaygın olarak görülmektedir. Toraks travmaları farklı şekillerde ortaya çıkmakla birlikte sıklıkla ortaya çıkan kosta kırıklarına pulmoner kontüzyon, hemopnömotoraks gibi durumlar eşlik edebilir. Bununla birlikte bozulan solunum mekanikleri ve ağrı, atelektazi ve pnömoni gibi ciddi komplikasyonlar doğurabilmektedir. Fizyoterapistler oluşabilecek muhtemel engellerini önlemek ve azaltmak için depremzede bireylere yönelik çalışan sağlık ekibi içerisinde yer almakta, toraks travması gibi akut hasta yönetiminde önemli rol üstlenmektedir. Toraks tr . . .avması sonrası fizyoterapi yaklaşımları arasında torakal ekspansiyon egzersizleri ve havayolu temizleme teknikleri gibi solunumsal müdahaleler, kas iskelet sistemine yönelik egzersiz ve mobilizasyon uygulamaları ile ağrı azaltma stratejileri yer almaktadır. Toraks travmaları sonrası fizyoterapi yaklaşımları mortalite ve pnömoni oranlarının azaltılması ve daha kısa süreli hastane yatışı gibi klinik sonuçlar ile ilişkilidir Daha fazlası Daha az

Post-Earthquake Spinal Cord Injury: Role of Physiotherapy and Rehabilitation

TURHAN KAHRAMAN

Derleme | 2023 | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi2 ( 8 ) , pp.629 - 634

This review examines the crucial role of physiotherapy and rehabilitation in the management of post-earthquake spinal cord injuries (SCI). After an earthquake, patients with SCI require specialized and intensive rehabilitation programs to promote recovery, prevent complications, and enhance their quality of life. This article reviews the pathophysiology of post-earthquake SCI, the various clinical and functional assessments used to evaluate severity, and the different treatment options available including pharmacotherapy, surgical interventions, and rehabilitation. This review discusses the challenges and barriers faced by patients . . .and healthcare providers, the expected outcomes and prognosis for patients, and the key findings and recommendations for future research and practice. The review emphasizes the importance of an individualized physiotherapy and rehabilitation approach to the management of post-earthquake SCI Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms